Tejaca.darkbb.com

İnternet Dünyasının En Seviyeli En Kaliteli Forum Sayfası
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Similar topics
    Radyo Tejaca.FM
    EN SON MESAJLAR
    Konu Yazan GöndermeTarihi
    C.tesi Ekim 07, 2017 8:13 am
    C.tesi Ekim 07, 2017 7:37 am
    Ptsi Mart 19, 2012 9:29 am
    Cuma Kas. 25, 2011 5:42 am
    Paz Eyl. 25, 2011 2:35 am
    C.tesi Haz. 11, 2011 1:46 pm
    C.tesi Haz. 11, 2011 12:44 pm
    C.tesi Haz. 11, 2011 12:21 pm
    Cuma Mayıs 27, 2011 12:14 pm
    Cuma Mayıs 06, 2011 4:46 am
    En iyi yollayıcılar
    TEJA
     
    Kralicem
     
    S3rserii
     
    voyagerm
     
    By_SeRSeRi
     
    Amon-Ra
     
    SABRİ
     
    DaRLiNG
     
    kurtCHEbe
     
    torex
     

    Paylaş | 
     

     Ruhumuz Hasta SEN Sifa Ver Ya RABBi

    Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    Amon-Ra
    Üye
    Üye


    Erkek
    Mesaj Sayısı : 151
    Yaş : 32
    Tecrübe :
    0 / 1000 / 100

    Madalyalar :
    Rep :
    100 / 100100 / 100


    MesajKonu: Ruhumuz Hasta SEN Sifa Ver Ya RABBi   Salı Mayıs 05, 2009 2:23 pm

    30 Ocak 2009 Hürriyet Gazetesindeki
    Makale
    -DOC.DR.NİHAT HATİPOĞLU



    Kısa bir ömür. Küçük bir dünya. Herkese yetecek bir atmosfer. Peki, o zaman
    dünya için didişme neden? Neticede nice büyük mevki, makam ve zenginlik sahibi
    insan, dünya ve içindekilerini burada bırakıp gitmediler mi?


    Tabii ki
    gittiler. Hem de hiç ummadıkları bir anda. Onlara sorulmadan. Aniden. Bir gece,
    bir sabah veya en mutlu oldukları bir demde. Öyleyse bizden öncekilere olan
    şeyin aynısı bize de olacak. Buna biz sünnetullah diyoruz, yüce Allah’ın
    toplumlar ve fertlerle ilgili değişmez kuralı.

    Peki, neden bu kadar
    didişiyor, kavga ediyoruz. "Birbirinizi sevin, çevrenizi anlayan bir kalp ve
    gözle bakın"
    diyen sesi duymuyoruz. Çünkü bir kısmımız egomuza esir olmuşuz,
    bir kısmımız dünyaya aşırı tutkulanmışız, bir kısmımız dünyayı idare etmeye
    çabalıyoruz.

    Çoluk çocuğumuza daha yaşanılır bir dünya bırakmak için
    başkasının çoluk çocuğunu düşünmüyoruz. Çevremiz için esirgemediğimiz anlayışı,
    başkasına göstermiyoruz. Çoğu kez sadece cenaze merasiminde Allah’ı
    hatırlıyoruz, sadece orada.

    Orada bile duygularımızın bir yanında dünyada
    sonsuza kadar yaşanan baskın duygular vardır. Dilimizden bir dua dökülse, "Ya
    Rabbi uzun ömür ve sıhhat ver"
    diyeceğiz, olabilse ebedilik
    isteyeceğiz.

    * * *

    Kalbimiz hastadır. Ruhumuzda derin
    yaralar vardır. İnsanların yoğunluğu arasında "Allah’la halvet-Allah’la
    yalnızlaşmak"
    duygularından uzağız. Çoklukla birliği, birlikle çokluğu
    yakalama ufkundan uzak düşmüşüz.

    Kısacası ruhumuz hem hasta hem yorgun.
    Verilenle yetinmiyoruz. Verilmeyenin peşindeyiz. Başkasında hiç olmayanın
    farkında olamıyoruz. Başkasında olanın farkındayız. Bir vadi altınımız olsa,
    öteki vadinin peşinde koşacağız.

    Dar bir sokakta biri bizi durdurup
    sorsa, "Nereye gidiyorsun, ne olacaksın, bu koşu nereye kadar, üç kuşak
    öncesi dedenin mezarı hani nerde"
    dese, sadece duraksayıp yüzüne bakacağız.
    Anlamsız, sessiz, durağan.

    Doğrudur. Emeller, temenniler bizi esir etmiş
    durumda. Diğerkámlık, başkasını düşünme duygularından uzaklaşmışız. Kendimizi
    iyi işlere, merhamete yönlendiremiyoruz. Sorulduğunda cevabımız hazırdır. "Ne
    yapalım,
    kaderimiz böyle, Allah böyle yazmış" deriz. Ama nedense
    günah işlerken, kötülük yaparken kaderi düşünmeyiz, günah işledikten sonra
    kendimizi avundurmak için kadere sığınırız.

    Mademki bu kadar kaderciyiz,
    mademki "Ne yapayım kaderim böyleydi" diyoruz, o zaman dünyalık peşinde
    koşarken neden böyle düşünmüyoruz. Her şeyi ince ayrıntılara kadar hesap
    ediyoruz.

    Evet, kader vardır ama kader seni mahkûm etmiyor, sen kendi
    hareket ve tercihlerinle kaderini hazırlıyorsun. Kaderinin senaristi sensin,
    başkası değil.

    Efendim deriz bazen, "Acele niye? İleride tövbe ederiz.
    Kötülükleri sileriz. Hele bir de hacca gittik mi!.. Mezarımıza tertemiz
    gideriz".
    Evet, bazen şeytan ve nefsimiz bu sözleri fısıldar. Kim bilir
    belki hiç zamanımız olmaz. Kim bilir belki bu pazarlık yüce Rabbimiz tarafından
    hoş karşılanmaz.

    Belki hiç tövbe nasip olmaz. Belki aniden gelir, gelecek
    olan her şey. Şeytan bazen nefsimize hoş gelen ama bizi Allah’tan uzaklaştıran
    sözler fısıldar. Bizi vicdanen rahatlatır. Ama sorumluluktan
    kurtarmaz.

    * * *

    Hz. Ebubekir’in sözü ne kadar da
    mesaj yüklüdür: "Benim hasta bir kalbim var. Hasta kalplere şifa veren sensin
    ya Rabbi. Benim hasta kalbime de sen şifa ver ya Rabbi."


    Dünya geniş,
    hepimize yeter. Rızkı yaratan, káinata gönderdiği herkesin rızkını da
    göndermiştir. Dilek ve duygularımızı tartalım o zaman, egomuzu sorgulayalım.
    Allah’tan gafil olmayalım.

    Bilmek lazım ki, kul Rabbini unutsa da, Rabb,
    kulunu unutmaz. Gelin hasta kalbimizi en büyük doktor olan Allah’ın tedavisiyle
    tedavi edelim, O’na yönelelim.

    "Ben kendimi terk etsem de, ben kendimi
    bıraksam da sen beni bırakma ya Rabbi"
    diyelim.
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     
    Ruhumuz Hasta SEN Sifa Ver Ya RABBi
    Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » tarihimizden ibretlik kıssaslar

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Tejaca.darkbb.com :: Manevi Diyarımız Din :: Dini Bilgiler-
    Buraya geçin:  
    Tüm Hakları Saklıdır. © 2008 Tejaca.darkbb.com - Designer TEJA
    Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın